HAZRETİ PEYGAMBER VE ASHABININ İLME VERDİĞİ ÖNEM

Hz. Peygamber’in, Öğrenim İçin Gelen Saffan’a Gösterdiği Memnuniyet 
       

- Hz. Peygamber’in yanına geldim. Mescidde kırmızı bürdesinin üzerine yaslanmış duruyordu. 

“Ey Allah’ın Rasûlü! Ben ilim talep etmek için geldim” dedim. Rasûlullah 

“İlim tâlibine merhaba! İlim tâlibini melekler kanatlarıyla sararlar. Sevinçlerinden kanatlarını açıp onun etrafında dolaşırlar. Sonra göklerin birinci katına varıncaya kadar birbirlerinin sırtına çıkarlar” dedi.

*****

Kabisa’nın İlim Öğrenmek İçin Hz. Peygamber’e Gelmesi ve Hz. Peygamber’in Ona Söyledikleri
       

- Peygamber’e geldim. Bana 

“Seni buraya getirten nedir?” dedi. “Benim yaşım ilerledi, kemiklerim inceldi. Sana, Allah’ın bana yararlı kılacağı bir ilmi öğrenmek için geldim” dedim. Hz. Peygamber 

“Sen hangi taşın, hangi ağacın veya toprağın yanından geçmişsen onlar sana af talebinde bulunmuşlardır. Ey Kabisa! Sabah namazını kıldıktan sonra üç defa: Sübhânallâhi’l-azîm ve bihamdihî dersen, körlükten, cüzzamdan, felçten korunursun. Ey Kabisa! “Ey Allah’ım ben senden, senin katındakini istiyorum. Faziletinden benim üzerime akıt. Rahmetinden benim üzerime serp, bereketinden benim üzerime indir” diye dua et” buyurdu.

*****

Hz. Peygamber’in “İlim öğrenmek Günahlara Keffaret Olur” Demesi 
       

- Hz. Peygamber ashâbıyla konuşurken, yanından iki kişi geçti. Hz. Peygamber, o iki kişiye 

“Siz de dinleyin. Büyük bir kâr elde edersiniz” dedi. Hz. Peygamber konuşmasını bitirdi. Ashâb dağıldıktan sonra Hz. Peygamber ayağa kalktı. O iki adam 

“Ey Allah’ın Rasûlü! Sen bize “Dinleyin, büyük bir kâr elde edersiniz” dedin. Bu sadece bizim için midir, yoksa buna herkes dahil midir?” dediler. Hz. Peygamber 

“İlim öğrenmek isteyen hiç bir kimse yoktur ki, onun bu isteği, geçmiş günahlarına keffaret olmasın” dedi.[


*****

Hz. Peygamber’in, Âlim’in Âbidden Üstün Olduğu Hakkındaki Sözü 
       

- Rasûlullah’a iki kişi zikredildi. Birisi âlim, diğeri âbiddi. Hz. Peygamber 

“Âlimin âbid üzerindeki fazileti, benim, içinizdeki en aşağı kimseden üstünlüğüm gibidir. Allah ve melekleri ve gök ehli, hatta deliğindeki karıncalar, denizdeki balıklar bile, insanlara hayır öğretene dua edip hayır dilerler” buyurdu.[1]

- Hz. Peygamber “Âlimin âbid üzerindeki fazileti, benim mertebece en aşağınız üzerindeki faziletim gibidir” dedikten sonra “Kulları içinde ancak âlimler, Allah’tan (gereğince) korkar” (Fatır: 35/28) ayetini okudu.

- Hz. Peygamber’den iki kişinin durumu soruldu. Bunlar İsrâiloğulları arasındaydılar. Birisi âlimdi. Farz namazı kılar, sonra oturur, halka hayrı öğretirdi. Diğeri bütün gün oruç tutar, bütün gece ibadet ederdi. Bunlardan hangisi daha üstündür?” denildi. Hz. Peygamber 

“Farzını eda ettikten sonra oturup halka hayrı öğretenin, oruç tutan, gece namazı kılan âbid üzerindeki fazileti, benim en aşağını üzerindeki faziletim gibidir” buyurdu.[


*****

Hz. Ali’nin İlme Teşvik Etmesi ve Kumeyl b. Ziyad’ın Bu Hususta Hz. Ali’den Rivayeti
       

- Hz. Ali “Peygamberlere en yakın olan insanlar, peygamberlerin getirdiklerini en iyi bilenlerdir” dedikten sonra “Doğrusu insanların İbrahim’e en yakın olanı, ona uyanlar ve bu peygamber ve mü’minlerdir. Allah da mü’minlerin dostudur” (Âl-i İmran: 3/68) ayetini okudu ve “Öyleyse Muhammed’e en yakın olanlar, ona uyanlardır. Muhammed’in düşmanları da Allah’a isyan edenlerdir, velev ki soyca onun yakınları olsun” buyurdu.[1]

- Ali b. Ebî Talib bir gün elimden tutup beni sahraya doğru götürdü. Sahraya vardığımızda oturdu, derinden içini çekerek 

“Ey Kumeyl! Kalpler birer kaptır. Onların en hayırlısı en fazla alanıdır. Sana söylediklerimi iyi öğren. İnsanlar üç sınıftır: Biri, ilim ve ameli tam olan ve her yönüyle Allah yolunda olan âlimdir. Diğeri, kurtuluş yolunu arayan öğrencidir. Üçüncüsü ise, akılsız ve rezil kimselerdir ki, her bağırana tabi olur ve esen yelin peşinden gider. İlmin ışığı ile aydınlanmaz ve sağlam bir kaleye sığınmaz. İlim, servetten hayırlıdır. Çünkü ilim seni korur. Serveti ise sen korursun. İlim sarfettikçe artar, servet ise, sarfettikçe azalır. Âlimin sevilmesini, din herkese borç kılmıştır. İlim, sahibine sağlığında yol gösterir, ölünce de ona iyi bir isim bıraktırır. Servetin gücü, servetin elden gitmesiyle yok olur. Nice servet sahipleri vardır ki, daha sağken ölüdürler. Âlimler ise, dünya durdukça hayattadırlar. Bedenleri ortada olmasa bile hatıraları gönüllerde yaşar” dedi. Ali bir daha içini çekip göğsünü işaret ederek 

“Burada ilim vardır. Fakat ne yazık ki, onu yüklenecek kişiler bulamıyorum. Evet, kabiliyetli ve hızlı kavrayan birisi vardır, ama güvenilir değildir. Dini dünyaya alet eder ve Allah’ın eline verdiklerini, Allah’ın kitabına karşı, Allah’ın nimetlerini de Allah’ın kullarına karşı kullanmaktadır. Bir diğeri de vardır ki, doğru yolda olanlara uyuyorsa da, hakkı yaşatmada basiretli değildir. En küçük bir şeyden dolayı, gönlünde tereddütler oluşur. Böylece ortada kalır. Ne bu tarafı ne de öteki tarafı tercih edemez hale gelir. Kimisi de vardır ki, nefsâni arzu ve isteklerin peşinde olup şehvet duygularının esiri olur, yahut da kalbinde dünya sevgisi o kadar yerleşir ki, en büyük zevki dünya malı toplayıp servet biriktirmek olur. Bu tür kimseler, din ve insanlık için yol gösterici olmaktan ziyade, şuursuz hayvanlara benzerler. Böylece de ilim sahiplerinin ölmesiyle, ilim de ölür gider. Ancak yeryüzü, Allah’ın ilim belgelerini elinde tutan kimselerden tamamen yoksun kalmaz ki, Allah’ın delil ve belgeleri işlemez duruma gelmesin. Bu tür insanlar, sayıca azdır, fakat Allah katında değerleri büyüktür. Allah böyle kimseler vasıtasıyla belgelerini korur ki, Allah’ın belgelerini başkalarına aktarsınlar. Bu kimseler, ellerindeki ilim silahıyla hakikat kalelerini açar, mide düşkünlerinin sarp görüp yürümedikleri mânâ yolunda uçarak giderler ve cahillerin ürküp kaçtıkları yücelikleri kucaklarlar. Bedenleri yeryüzünde ise de, rıihen yüce âlemdedir, İşte Allah’ın yeryüzündeki halifeleri ve insanlığın yol göstericileri bunlardır. Ah, ah bunları görmek ve arkadaş olmak ne büyük saadettir” dedikten sonra, bana “Ey Kumeyl, Allah beni de, seni de affetsin. İstersen artık gidelim” dedi